top of page

Süresiz Yoksulluk Nafakası Düzenlemesi Anayasa Mahkemesi Tarafından İptal Edildi

1 Eki
4 dakikada okunur

Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesinin itiraz başvurusu üzerine verdiği kararla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini oyçokluğuyla iptal etmiştir.[1]


“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Karşılaştırmalı Hukuk – Avrupa Örnekleri

Mahkeme, boşanma sonrası nafakanın süresi bakımından karşılaştırmalı hukukta yeknesak bir model bulunmadığını tespit etmiştir.[2] İsviçre hukukunda süre, tarafların durumuna göre somut olayda belirlenmekte; Alman hukukunda eşlerin kendi geçimini sağlaması esas alınmakla birlikte belirli hâllerde azami süre öngörülmeksizin nafaka istenebilmektedir. Fransız hukukunda nafaka esasen toplu ödenmekte, istisnaen ömür boyu irada imkân tanınmaktadır. Diğer sistemler ise nafakayı süreyle sınırlamaktadır. İngiliz hukukunda ekonomik bağımlılığın makul sürede sona erdirilmesi amacıyla süreli nafaka uygulanmakta; Hollanda hukukunda nafaka kural olarak evlilik süresinin yarısı ve en fazla beş yılla sınırlı olup uzun evliliklerde veya ortak çocuk varlığında kademeli azami süreler bulunmaktadır. Belçika hukukunda ise nafaka kural olarak evlilik süresini aşamaz, ancak ihtiyacın devamı hâlinde uzatılabilir.

Yargıtay Uygulaması

Mahkemeye göre TMK m. 175’in lafzı süresiz nafakaya hükmedilmesine imkân tanımakla birlikte, her durumda süresiz nafaka verilmesini zorunlu kılan açık bir düzenleme içermemektedir.[3] Buna karşın Yargıtay ibareyi emredici kabul etmiş; hâkimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisi bulunmadığını ve nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının kanuna açıkça aykırı olacağını içtihat hâline getirmiştir.[4] Böylece kanunun tanıdığı imkân, 2012 tarihli AYM kararına rağmen içtihatla zorunluluğa dönüşmüştür. Farklı gerekçede vurgulandığı üzere, Mahkemenin yorumu dahi uygulamayı değiştirememişse sorun kuralın kendisindedir.[5]

Maddi ve Manevi Varlığın Korunması

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” (Anayasa m. 17/1)


Çoğunluk görüşü iptali esas olarak bu hükme ve devlete kişilerin maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama görevi yükleyen Anayasa’nın 5. maddesine dayandırmıştır. Kusursuz dahi olsa yükümlüye ömür boyu sürebilecek bir malî yük getiren düzenlemenin; evliliğin süresi, eşlerin yaşı ve sağlık durumu, ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma hayatına katılma imkânı gözetilmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesi, çatışan haklar arasındaki makul dengeyi ortadan kaldırmaktadır.[6]

Mahkeme aynı ibareyi daha önce 17/5/2012 tarihli ve E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında incelemiş; süresizliğin alacaklının her hâlükârda yaşamı boyunca nafaka alacağı anlamına gelmediğini, süresiz nafakanın sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirterek kuralı Anayasa’ya uygun bulmuştu.[7] Yeni kararda ise 17. madde ölçüt alınmıştır.

Karşı Oy – Kadın Emeğinin Korunması

Karşıoy gerekçesi, yoksulluk nafakasını sosyal nitelikli bir koruma mekanizması olarak görmekte ve kuralı Anayasa’nın 2. maddesindeki sosyal devlet ilkesinin somut yansıması saymaktadır. Karşıoya göre özellikle uzun evliliklerde eşlerden biri çocuk bakımı ve ev içi emek için eğitim ve kariyer fırsatlarından vazgeçmekte, gelir elde etme kapasitesinde kalıcı kayıplar yaşamaktadır.


Karşıoy, nafakanın uygulamada ağırlıklı olarak kadınları koruduğunu, ev içi bakım ve “görünmeyen emeğin” büyük ölçüde kadınlarca üstlenildiğini ve boşanma sonrası yoksulluk riskinin kadınlarda daha yüksek olduğunu vurgulamaktadır. Karşıoy yazarlarına göre sorun normdan değil Yargıtayın katı yorumundan kaynaklanmakta olup çözüm iptal değil içtihadın gözden geçirilmesidir.[8]

Yürürlük ve Uygulama

Mahkeme, hukuki boşluk gerekçesiyle iptal hükmünün kararın yayımından başlayarak dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girmesine karar vermiştir.[9]

Anayasa’nın 153. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Kuralın gerekçesi kazanılmış hakların korunmasıdır; kazanılmış hak tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklar için söz konusudur.[10] Bu nedenle iptal hükmü, kesinleşmiş süresiz nafaka hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırmayacak; bunların değiştirilmesi veya kaldırılması TMK m. 176’daki koşullara bağlı kalacaktır.


Buna karşılık iptal hükmü, yürürlüğe girdiği tarihte derdest olan davalarda uygulanacaktır. İptal kararı, aykırılık iddiası ileri sürülmemiş derdest davalara da sirayet eder.[11] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bir kanun hükmünün iptali hâlinde usuli kazanılmış hakka aykırı olsa bile önceliğin iptal kararına verileceğini kabul etmektedir.[12] Dolayısıyla 30 Haziran 2027’den sonra ilk derece, istinaf veya temyiz aşamasında karara bağlanacak davalarda süresiz nafakaya hükmedilemeyecektir.

Yeni Düzenleme

Yasama organının 30 Haziran 2027’ye kadar yoksulluk nafakasının süresini ve koşullarını belirleyen bir düzenleme yapması beklenmektedir.


Yapılacak düzenlemede süresiz nafakaya hiç yer verilmemesi zorunlu değildir. Mahkeme, nafakanın kural olarak belirli bir süreyle sınırlandırılabileceğini kabul etmekle birlikte, öngörülecek koşulların varlığı hâlinde alacaklı lehine yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesini de devletin çatışan haklar arasında adil denge kurma yükümlülüğünün sonucu saymış; yeter ki süresiz nafakayı gerektiren hâllerin kriterleri kanunda açık ve net biçimde gösterilsin.[13] Bu itibarla kanun koyucu, evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile kendi geçimini sağlayabilme kapasitesi gibi somut koşullara bağlı olarak süresiz nafakayı yeniden düzenleyebilecektir.


[1] AYM, E.2025/156, K.2026/131, 4/6/2026, RG 30/9/2026, S. 33386 (“Karar”). Üyeler E. Yıldırım, S. Menteş ve K. Yaşar karşıoy kullanmış, Üye Y. Seferinoğlu farklı gerekçe yazmıştır.

[2] Karar, §§ 6-9.

[3] Karar, § 19; ayrıca TMK m. 176 (Karar, §§ 12-13).

[4] Yargıtay 2. HD, E.2016/8859, K.2017/14407, 12/12/2017; Karar, § 29.

[5] Karar, Farklı Gerekçe (Y. Seferinoğlu), § 3.

[6] Karar, §§ 20-26, 30-33.

[7] AYM, E.2011/136, K.2012/72, 17/5/2012; Karar, § 28.

[8] Karar, Karşıoy Gerekçesi, §§ 3-4, 10-13, 16-18.

[9] Anayasa m. 153/3; 6216 sayılı Kanun m. 66/3; Karar, §§ 34-35.

[10] Mustafa Babayiğit, “Türk Hukukunda Anayasa Mahkemesi Kararlarının Geriye Yürümezliği Sorunu”, TBB Dergisi, S. 124, 2016, s. 196.

[11] Danıştay 8. D., E.1967/153, K.1968/2783, 17/9/1968; aktaran Babayiğit, s. 202.

[12] Yargıtay HGK, E.2018/948, K.2021/416, 6/4/2021, § 43.

[13] Karar, § 31.

 
 
 

Yorumlar


© 2025 by Güdücü Hukuk Bürosu

  • LinkedIn
bottom of page